CÂN AHLAKININ ON TEMEL İLKESİ

CÂN AHLAKININ ON TEMEL İLKESİ

CÂN AHLAKININ ON TEMEL İLKESİ

Yıllar önce ortaya attığım ( Bilim ve Ütopya, Sayı 8, 1995) "Cân Ahlakı" kavramının ilkelerinden söz edeceğim. İçimizdeki, dışımızdaki şiddetin olanca yoğunluğuyla yaşandığı dünyamızda cân ahlakını hatırlatmak boynumun borcu oldu. Cânlar arasındaki ahlaktır, cân ahlakı. Evrenin her varlığına karşı duyduğumuz saygı ve sevgi   uyumundan kaynaklanan ahlak ilkelerinden onunu sayacağım burada. Yazık ki bu ilkeleri yer darlığından ötürü açıklama olanağım olmayacak bu yazıda. Bilimle gönül birlikteliğini temel alan bu ahlakın Batı'da ve Doğu'da tarih boyunca örneklerini bulabilir okur. İlkeler, birçok ahlak ilkesi gibi buyruklarla dile getirilecek.

1. Beni onda bulan cânım, beni ondan koru!

O, benden ayrık olan, bağımsız bir cândır. Kendimi ötekinde görüyorsam, onun beni ezip yok edebilme, ele geçirme, yönetme tehditi her zaman vardır.

2. Onu bende bulan cânım, onu benden koru!

Onun bende olduğunu düşünüyorsam, ben onu ezebilirim!

3. Onu-beni ayrık bulan cânım, bizi ikimizden koru!

O ve ben ayrı ayrıyız. Bu ayrılığımız bir yabancılaşma, bir düşmanlık getirebilir.

4. Beni bende bulan cânım, beni benden koru!

Kendim kendimin düşmanı olabilir. Kendime tıkılma tehlikesi (solipsizm, otizm, egoizm!) ahlakın göz önüne alması gereken temel sorunudur.

5. Beni cânân yolunda bulan cânım, kendini yolun bitimsizliğine bırak!

Ötekine giden yolun sonu yoktur. Cânân, matematiğin deyimiyle asimptot tur bana. Limittir. Yol sonsuza giderken varabilirim ona.

6. Cânânı hakikati arar gibi ara. Bilimin ve gönülün aşkıyla!

Cânân, sevgilidir. Bilim insanı için hakikat de sevgilidir.

7. Yanlışlanan cânân, cânânın yokluğu demek değildir. Cânân hatalarla görünür!

Popper'ın yanlışlama ilkesi, bir yorumuyla cânânı, hakikati arama ilkesidir de.

8. Bir çırpıda bulunanı, hatta tarihine bakarak bir daha dene! İleride düzeltilemeyecek görünüşü yoktur hakikatin!

Bu ilke can ahlakının kendisi için de geçerlidir. Bu geliştirdiğim ilkeler de, açık uçlu, değiştirilebilir ilkelerdir.

9. Cânân hakikate aittir. Demek ki sana ait değildir! Ancak sana emânet olabilir!

Emânet kavramı cân ahlakının çekirdek kavramıdır. Sahiplenme duygusunun yanlışlığını gösterir. Sevgili, hakikat, kimsenin tekelinde olamaz.

10. Batılının (özellikle Levinas'ın) öteki dediği, cânân mıdır sor. Cânânın ne olduğu, kim olabileceği konusunu düşün. Tüm varlığı kucaklayabileceğin görüşlere erişmedeki zorlukları ortaya çıkar.  Cânâna erişme (vuslat) yolunda, cânını geliştir, ayrılığı dene!

Cânı çıkmışın, cânânı olamaz. Hakikat yolcusu, bu yolculuğu ancak cânıyla yapabilir. Her türlü yanlış anlaşılmaya karşı bir feryâd daha: Ne cân ne de cânân mistik kavramlardır, öyle bir bağlam içinde görülebilirlerse de. Cân, gönlüyle araştıran insandır. Bilim insanıdır. Araştırma, ayrılıklardan, yoksulluklardan, acılardan geçerek, sabır, sevgi ve hakikat saygısıyla yürütülür.

Bilimsel araştırma, ahlak açısından, bilim insanının kendisini talep eder.

 

 

 

04 Aralık 2021, 21:02 | 127 Kez Görüntülendi.

Yazı Detay Reklam Alanı 728x90

TOPLAM 0 YORUM

    Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Sen Ol.

YORUM YAP

Lütfen Gerekli Alanları Doldurunuz. *

*